Dışarıda yazmayı seviyorum. O akşam bir yere gidip yazı yazmaya karar verdiysem sabah işe giderken tabletimi hevesle çantama koyuyorum. Gün boyu onun varlığı, sıkıcı iş gününü biraz daha katlanır kılıyor. Sonuçta çantamda tabletim var. İşten çıkıp bir yere gideceğim, sarı soğuk içkimi yudumlarken önce son yazdıklarıma bir göz gezdirecek, sonra da yazmaya başlayacağım.
Bu sabah da aynı niyetle evden çıktım. Mesai bitmeden az önce fark ettim ki genelde yazmak için gittiğim mekanda bu akşam canlı müzik varmış. Canlı müzik olduğu akşamlarda orada yazı yazmak mümkün olmuyor.
Evime daha yakın başka bir semtte bildiğim bir yer var. Oraya giderim diye düşündüm. Arabayı uygun bir yere park edip metroyla bir durak gidip, söz konusu mekana kavuştum. Buraya gelmeyeli bir kaç ay olmuştu. Oldukça değişmiş.
Müzik kötü, volüm yüksek. Çalışanlar değişmiş. Hırt tipler. Beni iki bitik dayının ortasına uygun gördüler. Tamam, fark etmez.
Sonra bir şey dürttü beni. Tabletimi çıkarmadım. 15 dakika boyunca bekledim. Etrafta boş boş gezinen ya da bir şeyler yapıyor gibi görünen bir sürü personel. Kulaklarında telsiz kulaklıkları. Dakikalar geçti. Bırak sipariş almayı, kül tablası bile getiren yok. Daralıp çıktım.
Yine metroyla bir istasyon uzaktaki başka bir yere geldim. Burada da personel son derece kibar. İstediğim yere oturabilirim. Güzel. Fakat çok dayanılmaz pop müzik çalıyor. Kulaklığım da yanımda değil ki takayım da kendi müziğimi dinleyip tabletime gömüleyim.
Şu anda Serdar Ortaç, Hande Yener ve söyleyenlerin adını bilmediğim çeşitli şarkımsılar arasında bir şeyler yazmaya çalışıyorum. Önce bu durumumu yazayım dedim. Belki parmaklarım açılır.

Şöyle gidip işine gömülürken aynı zamanda soğuk bira da içebileceğim bir yer hasretindeyim. Serdar Ortaç dinleyerek sanat yapmak çok zor. Pandora Bar istediğim gibiydi ama orada da müşteri olmam imkansızdı, işletmeci bendim 🙂
Bu yazıyı yazdıktan yarım saat sonra dayanamayıp küçük bir Google araması yaptım. Yakınlarda küçük bir market varmış. Oraya gidip telefonuma uyan çok ama çok ucuz bir kulaklık aldım. Gecenin kazananı iki buçuk sayfayla da olsa benim bence.

